Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt
 
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
 
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Finans Kurumundan ev almak Caizmidir?  (Okunma Sayısı 14764 defa)
0 Üye ve 10 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Site Yöneticisi
*****
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13047
Konu Sayısı : 1900
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1310

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« : 01 Aralık 2010, 22:51:16 »

SORU: Kirada oturmaktayım. Maaşım önemli bir kısmı her ay kiraya gidiyor. Hayırlısı ise ev sahibi olmayı diliyorum. Acaba şu andaki kanuni çerçevesi  ve idari/hukuki prosedürü göz önüne alınırsa finans kurumlarından(katılım bankalarından) konut kredisi almak caiz midir?

Faizsiz finans kurumları (Prof. Dr. Hayrettin Karaman)
 

Faizsiz Finans Kurumları, Türkiye'nin özel şartları yüzünden daha ziyade murâbaha adı verilen işlemi yapıyor. Murâbaha teriminin mânâsı "malı peşin fiatla (peşin de olmayabilir) alıp vâde farkı koyarak veresi satmak"tır. Kurum vâde farkı koyarken bazı kriterlerden hareket ediyor; bu kriterler arasında enflasyon var, piyasada dolaşan paranın başka enstrümanlara yatırıldığında muhtemel geliri var ve daha başka hususlar var... Kurum, kendisine para yatıran ortakların (kâra ve zarara katılım hesabı sahiplerinin) beklentilerini karşılamak mecbûriyetindedir. Kâr beklentisi ile para yatıran bir ortak (hesap sahibi) parasının enflasyon farkını; yani enfilasyonun sebep olduğu değer kaybını bile telâfi edemezse, buradan parasını çeker ve kurum işleyemez hale gelir. Değer kaybını karşılamak da yetmez, bunun üzerine bir miktar da reel kâr vermek gerekir. İşte vâde farkı bu gereklere göre ayarlandığı için bir yandan banka faizlerine yakın olmakta, diğer yandan -bazı durumlarda- banka faizi nisbetini de aşmaktadır. Ama yalnızca bu duruma (yani kâr ile faizin miktar olarak birbirine yakın veya farklı olmasına) bakarak işlemin meşrû olmadığını söylemek mümkün değildir. Genel olarak meşrû ticarette ve sanayi kesiminde kâr böyledir; kimi zaman faize eşit olur, kimi zaman da farklı olabilir..

Ticaret malı bedel karşılığında alıp satmak sûretiyle yapılır. Finans kurumları da -murabaha işleminde- bunu yapıyorlar. Alıp satma iki şekilde oluyor:

a) Kurum kendi adamını gönderiyor, malı teslim aldırıp müşteriye teslim ettiriyor, faturalar da buna uygun olarak (biri ilk bâyî tarafından satış, diğeri kurum tarafından satış olmak üzere iki fatura olarak) kesiliyor.

b) Kurum kendisinden mal almak isteyen müşteriye (bazı sorulara göre fon kullanmak isteyene) vekâlet veriyor, müşteri kurumun vekili olarak malı -kurum adına- satın alıyor, kuruma fatura kestiriyor, kurum adına malı teslim alıyor, kurumun istediği yere -bu yer kendisinin deposu veya dükkanı da olabilir- naklettiriyor, sonra müşteri sıfatı ile kurumdan o malı satın alıyor, bu sefer de kurum ona fatura kesiyor.

Bu iki işlem şekil yönünden fıkha (İslâm'a) uygundur. Buna hîle diyebilmek için tarafların maksadına bakmak gerekir; maksat araya bir işlem sokarak faizli kredi vermek/almak ise bu hîle olur, maksat gerçekten bir malı alıp vâde farkı koyarak satmak ise (mal gerçekten alınıyor ve satılıyorsa) buna hîle denemez.

Özel finans kurumlarının faizsiz sisteme -ekonomik ve sosyal etkisi bakımından- daha yakın, daha uygun bulunan iki işlemi daha vardır: Mudârabe ve müşâreke.

Mudârabede sermaye kurumdan, proje ve işletme (amel, teşebbüs) karşı taraftan olmak üzere bir ortaklık kurulur. Kâr anlaşmaya göre paylaşılır. Kurumun hissesine düşen kâr da kurum ile ona para yatıran katılım hesabı sahipleri arasında paylaşılır.Teşebbüs zarar ederse zararı kurum ve hesap sahipleri yüklenir.

Müşârekede sermaye ortaklığı vardır, sermayesi olan, fakat daha fazlasına da ihtiyacı bulunan müteşebbis kurumdan sermaye katarak ortak olmasını ister, anlaşma yapılır, kâr anlaşmaya göre, zarar da sermaye nisbetine uygun olarak paylaşılır. Faizsiz bankacılığın finansal kiralama, faizsiz ödünç verme, havale, tahsil gibi birçok işlemi ve hizmeti daha vardır.

Mudârabe ve müşâreke, özel finans kurumu uygulamalarında, murâbahaya göre daha küçük oranlarda gerçekleşmektedir. Bunun sebepleri arasında hesap sahiplerinin sabırsızlığı, riske düşmeden kâr beklentisi, müteşebbis firmaların hesaplarının kısmen kayıt dışı olması, iş dünyasında emanet, ahde vefâ, sadâkat, haram-helâl şuur ve duygularının zayıflamış olması sebebiyle hâsıl olan güven bunalımı... vardır. Biz kemiyet ve keyfiyet yönünden ne kadar iyi Müslümanlar olursak, kurumlarımız da o kadar iyi (Müslümanca) olacaktır.

Not: Konuyla ilgili şu değerlendirmeleri de okumanızı tavsiye ederiz.


devam edeceğiz.


« Son Düzenleme: 01 Aralık 2010, 22:55:23 Gönderen: Ebu Ömer » Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

Site Yöneticisi
*****
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13047
Konu Sayısı : 1900
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1310

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #1 : 01 Aralık 2010, 23:19:27 »

Tüketici kredisi, ev ve araba kredilerinde yapılan uygulamaya benzer olarak ticaret anlayışıyla verilmektedir. Yani tüketici kredisi almak isteyen kişi mesela beyaz eşya almak istiyorsa faturayla bankaya gidiyor. Banka da bu oranda krediyi satıcının hesabına yatırıyor müşteri de bu miktarı bankaya borçlanmış oluyor. Genellikle finans kurumlarının izlemiş olduğu mantık bu doğrultuda.

Finans kurumlarının kuruluş gayesi, Türkiye’de bankacılık işlemlerini faiz sistemi ile çalışan bankalardan yapmak istemeyen ve bu konuda zor durumda kalan insanlara bir alternatif sunmaktır. Bu finans kurumları işlemlerini dine uygun yapmaya çalışmakta ve fetva kurullarına danışmaktadırlar.

Diğer taraftan dinimiz, uzun süreli borçlanmayı çok tasvip etmez ve elden geldiğince kanaat üzere yaşamayı salıklar. Bu dengeye dikkat etmekle beraber mecbur kaldığımızda finans kurumlarının yardımlarına başvurabiliriz.
 
Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

Site Yöneticisi
*****
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13047
Konu Sayısı : 1900
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1310

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #2 : 02 Aralık 2010, 00:05:03 »

İslâm Fıkhı açısından "FİNANS KURUMLARI"




Fâizli bankacılık sistemine alternatif olarak kurulan finans kurumlarından kredi almanın veya yatırılan paraya kâr payı verilmesinin, İslam hukuku açısından durumu nedir?

Bizlere sayısız nimetler veren; bütün işleri tedbiriyle tasarruf etme kudretine sahip olan Rabbimize hamd olsun; Salât ve selam da insanların en güzidesi, Mevla Teâlâ’nın Nebisi Kâinatın efendisi Hz. MUHAMMED Mustafa (sallalahu aleyhi ve selem)e, âl ve ashabına ve de kıyâmete kadar O’na ve onun getirdiği dine tâbi olanların üzerine olsun.
Bu ayki fıkıh köşemizde, fâizli bankacılık sistemine alternatif olarak kurulan finans kurumlarının, İslam hukuku açısından durumunu incelemeye gayret edeceğiz.
Meselemizi iki ana başlık altında inceleyeceğiz. Birinci olarak finans kurumlarının kısaca tanımı, ikinci olarak da İslâm hukuku açısından değerlendirilmesi şeklinde olacaktır.
Finans kurumları hakkında yapmış olduğumuz kısa araştırma neticesi olarak; “Faizsiz Bankacılık”ın dünyada ilk uygulaması, Mısır Arap Cumhuriyeti’ndeki Mit Gamr kasabasında yaşanmıştır. Eski devlet başkanı Cemal Abdu’n-Nâsır döneminde bütün bankaların devletleştirilmesi akımına karşı alternatif olarak geliştirilen bir deneme sonucunda ortaya çıkmıştır. Münferit uygulamalar şeklinde birçok Müslüman toplumda yüzyılımızın başlarından itibaren görülmeye başlayan bu hareketin bilinçli olarak hayata geçirilme fikri, ilk kez eski Suud kralı Faysal döneminde ortaya çıkmıştır.
Türkiye’deki ilk uygulaması ise 1985 yılında AIbaraka Türk ve Faisal Finans Kurumları tarafından başlatılmıştır. Daha sonradan bunları; 1989’da Kuveyt Türk Evkaf Finans Kurumu, 1991’de Anadolu Finans Kurumu, 1995’de İhlas Finans Kurumu, 1996’da ise Asya Finans Kurumu takip etmiştir. Bu sistemin kuruluşunun esas amacı ise; dini hassasiyetlerinden dolayı, Hz. ALLAH’ın yasak kılmış olduğu faize bulaşmamak için ekonomiye katılmayan mali değerlerin, yastık altından çıkarılıp yabancı sermaye ile beraber ekonomiye katılmasını sağlamak olmuştur.
Genel olarak Müslümanlar arasında finans kurumlarıyla alakalı yaygın olan sorular; yatırılan fonlar mukabilinde kâr payının alınması, ev veya araba gibi malların alımı için kredi kullanmanın caiz olup olmaması hakkında olmuştur. Finans kurumları topladığı fonları değerlendirme, nemayı paylaşma, özel cari hesaplar, teminat mektubu ve çek karnesi verilmesi, yurtiçi-yurtdışı havâle ve transfer işlemleri gibi diğer bankacılık işlemlerinin birçoğunu yapmaktadır. Ancak bizim işleyeceğimiz konu, bunların tamamı olmayıp sadece sıkça sorulan; “kredi verme” ve yatırılan paraya “kâr payı verme” hakkında olacaktır.
Kredi verme: Herhangi bir bankanın, belli bir zamana kadar fazlasıyla ödemek şartıyla, kişinin eline belli bir miktar nakit vermesi dinen caiz olmayıp, bizzat İslâm’ın haram kılmış olduğu fâiz muamelesi olmuş olur. Bu bankanın isminin “finans kurumu” olması veya olmaması bu hükmü değiştirmez. Ancak bize gelen haberler; finans kurumlarında bu çeşit kredi sistemlerinin olmaması yönünde olup, kredi sistemlerinin İslam hukukunda mevcut olan murâbaha akdi doğrultusunda olduğu yönündedir.
Murâbaha: Bir şahsın elinde bulunan malını, kendisine mâl olduğu fiyatı söyledikten sonra belli bir oranda kâr koyarak bir başkasına satmasıdır . Mesela bir tüccarın: “Bu malın bana maliyeti bin liradır, sana bin yirmi liraya satarım” demesi ve müşterinin de bunu kabul etmesi bir murâbaha alış verişidir.
Bu açıdan bakıldığı zaman kişinin finans kurumuna giderek “Bana bir ev lazım ancak peşin ödemeye imkânım yok, siz benim istediğim vasıflarda bir ev satın alın ve ödeyebileceğim şekilde bana vadeli satın” demesinde dinen bir mahzur yoktur. Zira geçen ay ki köşemizde de belirttiğimiz gibi, kişinin vâdeden dolayı peşin olan fiyatına nispetle belli bir miktarda fark koyması ve o farklı fiyat üzerine akit yapması caizdir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken unsur; bankaya gelen şahsın göstermiş olduğu evi veya herhangi bir malı, banka evveliyat itibarıyla kendisi satın alıp, daha sonradan ikinci bir akitle kendisine gelen şahsa, o yeri, belirtilen ödeme doğrultusunda satması lazımdır. Diğer bir ifâde ile iki alış veriş olması lazımdır. Ancak bu iki satışın evrak üzerinde olması şart değildir. Yani ihtiyaç duyulan şey, şayet ev ise tapusunun, araba ise satışının(ruhsatının) ilk önce banka üzerine, daha sonra da ihtiyacı olan şahsa verilmesi şart değildir. Zira İslam hukukuna göre alış veriş akdi, yapanların sözleriyle oluşur, tapuyla veya ruhsat ile değil. Tapu veya ruhsat tescil için şarttır, akdin oluşması için dinen şart değildir.
Kişiye lazım olan herhangi bir malın, belli bir miktarını ödemeye imkânı olup da, eksik kalan kısmının finans kurumu vasıtasıyla alınmasında da izlenilmesi gereken yol şudur; Kişinin finans kurumuna gidip de satın almak istediği bin liralık evin veya herhangi bir malın, meselâ; beş yüz lirasını ödemeye imkânı olduğunu ifade ederek, banka ile beraber ortaklaşa almayı talep eder. Banka da bu talebi değerlendirerek kişiye lazım olan o malı, o kişiyle beraber ortaklaşa satın alırlar. Satın alınan mal, banka ile o kişi arasında ortak olmuş olur. Daha sonradan ikinci bir akitle, banka kendi hissesini o kişiyle anlaşmak suretiyle belli vade doğrultusunda ona satar. Bu muamelede dinen bir sakınca yoktur. Zira kişinin küllî olarak sahip olduğu malı, peşin veya vâdeli satması caiz olduğu gibi, ortak olan yerdeki hissesini de peşin veya vâdeli olarak satması caizdir.
Bu muâmelelerin tamamında dikkat edilmesi gereken unsur, talep edilen malın alımında ve kabzında(kabzın manası aşağıda gelecek) ya banka kendinden birini göndererek o yeri satın alacak ve kabz edecek veyahut da bankadan o malın alınmasını talep eden kimseye banka tarafından banka nâmına satın alması ve kabz etmesi için vekâlet verecek. Zira menkul olan mallarda kişinin kabz etmeden tasarrufta bulunması, Hanefî mezhebinde ittifakla caiz değildir. Gayri menkul mallarda ise, kişinin kabz etmeden tasarrufu, İmâm-ı Âzam ve İmâm-ı Ebû Yusufa göre caiz, İmâmı MUHAMMED’e göre ise caiz değildir. Bankanın bizzat kendisinin o malı almasında ve kabz etmesinde bir problem olmadığı gibi, o mal kendisine lazım olan kimsenin bankadan aldığı vekâlet ile banka namına o malı alıp ve kabz etmesinde de bir problem olmaz. Zira vekil asıl gibidir. Dolayısıyla vekilin, o malı banka namına alıp kabz etmesi, bankanın bizzat o malı alıp kabz etmesi gibidir. Daha sonradan bankanın, satın aldığı malı ikinci bir akitle o kişiye satması da caizdir.
Kabz: Bir şeyi el ile tutup almaktır. Buda ya hakikaten olur -bizzat kişinin o malı eline (tasarrufuna) alması gibi- veyahut da hükmen olur ki, buda; karşı tarafın o malı kabz etmesine mani olan şeylerin ortadan kaldırılmasıyla olur ki, buna tahliye yollu kabz denir . Hanefî mezhebine göre kişinin; gerek hakikaten, gerekse hükmen kabz ettiği malda tasarruf etmesi caizdir.
Bazı Müslüman tüccarlar; fâizli bankaların da aynı muâmeleleri yaptıklarını, yani kişiye lazım olan herhangi bir malı evvela bankanın satın alması, daha sonra da o kişiye tıpkı faizsiz bankalarda olduğu gibi satma işlemini yaptıklarını ve fâizli bankaların koydukları vâde farkının faizsiz bankalara nispetle daha düşük olduğunu söylüyorlar. Yazımızın başında da ifade ettiğimiz gibi, fâiz işlemi finans kurumu tarafından da yapılsa fâizdir, yani dinen haramdır. Aynı bu doğrultuda, İslâm’ın kabul ettiği alış veriş şekli olan murâbaha sisteminin şartları yerine getirilirse, dinen caizdir. Bu muameleyi fâizli banka yapsa da bu böyledir. Dolayısıyla fâizli bir banka, İslâm’ın kabul ettiği herhangi bir akti yaparsa, bu işlem akit açısından caizdir. Lakin burada farklı bir açıdan bakmak gerekir, bu da kişinin alış veriş yaptığı müessesenin malının (sermayesinin) ekserisinin, helâl olup olmadığıdır. Bir Müslüman için dînî hamiyeti asıldır, dolayısıyla dünyevî meta için bir Müslüman’ın dînî hassasiyetini bırakması mümkün değildir. Aynı bu doğrultuda finans kurumlarının da bu konuda insaflı olması gerekir. Müslümanların, dînî hassasiyetlerini dünyevi çıkar uğruna kullanmaları doğru olmayıp mesuliyeti mûcip olduğunu da unutmamaları gerekir. Müslümanlar arasında finans kurumlarıyla alakalı yaygın olan soruların bir diğeri de, yatırılan fonlar mukabilinde kâr payının alınmasıdır.
İslâm hukukunda birçok ortaklık şekilleri vardır. Bunlardan biri de mudârebe ortaklığıdır. Mudârebe şirketi; ortaklardan bir kısmının sermaye, diğerinin ise emek ile katılarak kurdukları ve elde edilen kârı belli bir oranda paylaşmak üzere anlaştıkları emek ve sermaye ortaklığının ismidir. İnsanların maddi durumları ve kabiliyetleri eşit değildir. Bazılarının ticârette mahareti vardır, ancak paraları yoktur. Bazılarının da paraları vardır, ancak ticâret yapacak kapasiteleri olmayabilir. Bundan dolayı mudârebe ortaklığı İslam fukahâsının ittifakıyla meşru kılınmıştır . Bu itibarla, bankanın, kendisine para yatıran kişiye, elde edilecek kârdan yüzdelik olarak kâr payı vermesinde dinen bir mahzur yoktur. Ancak kâr payı altında her ay için rakamsal olarak belli bir miktar vermesi dînen fâizdir.
Parasını çalıştırması için finans kurumuna yatıran kimseye rabbul mal (mal sahibi), parayı çalıştırmak için alan finans kurumuna da mudârip denir. Bu ortaklıkta zarar söz konusu olursa, evvela bu zarar elde edilen kâra, karşılamadığı takdirde de rabbul malın çalıştırmak üzere bankaya yatırdığı sermayeye yansıtılır. Hiçbir surette parayı çalıştıran banka, bu zararı şahsî parasından karşılamaz. Şayet çalıştırmak üzere parasını finans kurumuna yatıran rabbul mal, zararın finans kurumu tarafından karşılanmasını şart koşarsa bu mudârebe (bir taraftan mal diğer taraftan sermaye ortaklığı) dinen caiz olmaz.
Bazı finans kurumlarının iflas etmesinden sonra gündeme gelen bankacılık kanunu 17.12.1999 tarih ve 4491 sayılı Bankalar Kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin Kanunun, 19.12.1999 tarih ve 23911 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesiyle, tıpkı diğer fâizli bankalarda olduğu gibi fâizsiz banklar da devletin kefâleti altına girmiştir. Bu da ayrı bir değerlendirmeye tâbidir. Zira yukarıda da ifade ettiğimiz gibi mudârebe ortaklığında, zararın mudâribe, yani parayı çalıştıran kimseye veya kuruma hiçbir surette yansıtılması dînen caiz değildir. Ancak yukarıda bahzi geçen bankacılık kanunu, zararın, bankanın ödeme sorumluluğuna değil, ancak devletin ödeme sorumluluğunu iltizam etmektedir. Bu itibarla devlet, ne parayı veren rabbul mal, ne de parayı çalıştıran mudârip tir, sadece üçüncü bir şahıstır ki, bu da aktin fesâdını gerektirmez. Zira akitle alâkası olmayan birinin, kişiye “paranı filancıya mudârebe (emek-sermaye) ortaklığı üzere ver, eğer mudârip (parayı çalıştıran kimse) zarar ederse ben ödeyeceğim” demesinin, dinen bir sakıncası yoktur. Çünkü bu kişi, parayı veren rabbul mal veya parayı çalıştıran mudârip değildir, üçüncü bir şahsın sözünün de akte herhangi bir tesiri yoktur. Yine de her şeyin en doğrusunu bilen şüphesiz Mevlâ Teâlâ’dır.
Rabbim cümlemize hakkı hak bilip tâbi olmayı, batılı da batıl bilip sakınmayı nasip eylesin. Âmin!


Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

Site Yöneticisi
*****
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13047
Konu Sayısı : 1900
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1310

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #3 : 24 Ocak 2011, 15:44:21 »

Kardeşelr bu konuda sormak istediğiniz soru vars alabiliriz inşALLAH..
Bizde araştırmaları yaptık.Hocalarımıza sorduk...Genel kanaat alınabilir.Çünü ev zaruri barınma ihtiyacı ve berlili kriterleri var...
Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

Genel Sorumlu
*
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 5006
Konu Sayısı : 684
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 641

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #4 : 24 Ocak 2011, 16:49:57 »

2007-08-24soru7



2009-08-14soru11


Kayıtlı
necmetul-leyl'in İmzasi

Site Yöneticisi
*****
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13047
Konu Sayısı : 1900
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1310

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #5 : 31 Ocak 2011, 12:18:49 »

yukardaki videoya göre o zaman esnafın kullandığı tüketici krediside caiz midir? Çok merak ettim.
Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

Genel Sorumlu
*
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 5006
Konu Sayısı : 684
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 641

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #6 : 01 Şubat 2011, 12:18:05 »

yukardaki videoya göre o zaman esnafın kullandığı tüketici krediside caiz midir? Çok merak ettim.
cuma akşamı canlı tefsir dersinde internetten soru alınabiliyor.sorabilirsiniz abim
Kayıtlı
necmetul-leyl'in İmzasi

Site Yöneticisi
*****
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13047
Konu Sayısı : 1900
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1310

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #7 : 01 Şubat 2011, 12:30:19 »

Tabiki o saatte denk gelrisem inşALLAH sorarım.Fakat kızmassan biriki şey desem olur mu? Alparslan hocamız ıyıdır hoşdur.ALLAH razı olsun gayretli ve samimidir.Dinlediğim ve izlediğim videolarda (hepsini dmeiyorum sadece izlediğim 20 video vardır) duygu yüklü konuşmaları var ama meseleleri delillendirdiğine denk gelmedim.İlmine diyeceğim yok fakat benım gibi cahilllere inerek al sana delil deyip gözümüze soksa daha sanki hoş olur.Genede hocama diyecek sözüm yok..İlim ehline hürmetimiz vardır..sadece derdımız meramımızdır...Rabbim ona ve sizlere hayırlar versin ve sizleri islamın o güzel pak sularında ikramda bulunsun.
Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

Genel Sorumlu
*
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 5006
Konu Sayısı : 684
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 641

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #8 : 01 Şubat 2011, 12:46:59 »

Tabiki o saatte denk gelrisem inşALLAH sorarım.Fakat kızmassan biriki şey desem olur mu? Alparslan hocamız ıyıdır hoşdur.ALLAH razı olsun gayretli ve samimidir.Dinlediğim ve izlediğim videolarda (hepsini dmeiyorum sadece izlediğim 20 video vardır) duygu yüklü konuşmaları var ama meseleleri delillendirdiğine denk gelmedim.İlmine diyeceğim yok fakat benım gibi cahilllere inerek al sana delil deyip gözümüze soksa daha sanki hoş olur.Genede hocama diyecek sözüm yok..İlim ehline hürmetimiz vardır..sadece derdımız meramımızdır...Rabbim ona ve sizlere hayırlar versin ve sizleri islamın o güzel pak sularında ikramda bulunsun.
abim maalesef hitab ettiği tefsir dersindeki kesim maalesef ADANA...bizim buralara gelirseniz daha iyi anlarsınız..aynı zamanda sizin dinledikleriniz sohbet uslubunda olan dersleridir...asıl delillerle meselelerin ortaya koyulduğu bize yapılan hafta içi rahle başında olan derslerdir..
Kayıtlı
necmetul-leyl'in İmzasi

Site Yöneticisi
*****
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13047
Konu Sayısı : 1900
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1310

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #9 : 01 Şubat 2011, 12:50:24 »

işte o dersleri öylesine severimki ne bu dersler sandalyelerde olur.nede ulu orta..sadece hikmetten ve ilimden kokar herşey..çok özledım rahle derslerini hemde çok... Ağlayan dernek toplantıları oldum olası hep soğuk gelmiştir bize..Biraz bedeviyim galiba ama yerde oturmayı çok sever helekı bağdaş kurarak, diz çökerek ders dınlemeyı af rabbım.....
Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

Site Yöneticisi
*****
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13047
Konu Sayısı : 1900
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1310

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #10 : 21 Şubat 2011, 18:45:11 »

güncelleme
Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

Genel Sorumlu
*
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 5006
Konu Sayısı : 684
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 641

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #11 : 26 Şubat 2011, 18:11:39 »

işte o dersleri öylesine severimki ne bu dersler sandalyelerde olur.nede ulu orta..sadece hikmetten ve ilimden kokar herşey..çok özledım rahle derslerini hemde çok... Ağlayan dernek toplantıları oldum olası hep soğuk gelmiştir bize..Biraz bedeviyim galiba ama yerde oturmayı çok sever helekı bağdaş kurarak, diz çökerek ders dınlemeyı af rabbım.....

RABBİM ÖZLEDİĞİNİZ RAHLE ORTAMLARINA SİZİ KAVUŞTURSUN İNŞALLAH.....MAALESEF MODERN ÇAĞIN BİZE SİRAYETİDİR SANDALYELERDE İLİM ELDE ETMEYE ÇALIŞMAK.BENİ O KADAR  SIKIYOR Kİ O ORTAMLAR..HAMDOLSUN ÇOK NADİRDİR BU ŞEKİLDEKİ ORTAMLARDA OTURMALARIM.BUGÜN İSLAMİ KURULUŞLARIN YANLIŞLARINDAN BİRİ DE BU OLSA GEREK.ELDE PASTALARLA RAHAT KOLTUKLARDA SOHBET HAVASI İÇERİSİNDE İLİMDEN NASİPLENİLMEYE ÇALIŞIYOR...UNUTMAYALIM HER GÜN DİZ ÇÖKMEYEN ADAM, ADAM OLAMAZ..
« Son Düzenleme: 26 Şubat 2011, 18:14:39 Gönderen: necmetul-leyl » Kayıtlı
necmetul-leyl'in İmzasi

Site Yöneticisi
*****
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13047
Konu Sayısı : 1900
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1310

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #12 : 03 Nisan 2011, 23:35:39 »

http://www.fetva.net/goruntulu-fetvalar/katilim-bankalarindan-arac-ve-konut-kredisi-alinir-mi.html

Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

Site Yöneticisi
*****
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13047
Konu Sayısı : 1900
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1310

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #13 : 03 Nisan 2011, 23:37:19 »

Soru: Türkiye'de faaliyet gösteren finans kurumlarının katılım hesaplarına para yatırabilir miyiz? Bir sakınca var mıdır?
Cevap:  
Yeni çıkan Bankacılık Yasası, katılım bankalarının (eski adları ile; finans kurumlarının) diğer bankalar gibi çalışmalarına izin vermektedir. Ama onlar isterlerse faizsiz yöntemle, tam bir tüccar gibi çalışabilirler, kanunları buna da müsaittir. Bu durumda, faizsiz çalıştığından emin olmadığınız kuruma para yatırırsanız faize girme ihtimaliniz olur.

Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

*****
Üye Grubu : Azimli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 1418
Konu Sayısı : 240
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 60

Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #14 : 03 Nisan 2011, 23:50:34 »

banka işlerinden pek anlamıyorum abi ama bu finans kurumlarının yatırılan para üzerinden zarar ettirdiğini pek görmedim çoğu zaman elde edilen kar üzerinden bi zarar söz konusu bu ters düşmüyormu,normal faizli bankacılığın sadece farklı bi modeli olmuyormu bu bankalar ... yanlışta biliyor olabilirim çünkü fazla anlamıyorum cidden ...
Kayıtlı
*****
Üye Grubu : Azimli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 1418
Konu Sayısı : 240
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 60

Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #15 : 04 Nisan 2011, 00:02:09 »

bide sorum olacak belki farklı bi konu ama ; ben üniversite boyunca kredi,burs felan aldım ... aldığım kredi, burs faizli banka aracılığı ile elime geçiyordu, devlet ilk o bankaya yatırıyor sonrada biz çekiyorduk bazen bankada bekliyordu bikaç gün, bazende hemen para yatar yatmaz çekiyorduk yatırılan parayı ... acaba aldığımız bursun ya da kredinin faize bulaşma ihtimali varmı ? bankaya yatmadan önce ve sonra ayrı ayrı değerlendirilmesi nasıl olur onu merak ediyorum ?  
Kayıtlı
Site Yöneticisi
*****
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13047
Konu Sayısı : 1900
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1310

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #16 : 04 Nisan 2011, 10:52:51 »

ALLAH razı olsun kardeşim.Çok güzel sorular.İnşALLAH herbirini ayrı ayrı cevaplıyacağız. Cevaplar bizden olmıyacak.Hamd olsun haddimizi biliriz. Hepimizin muteber gördüğü alimlerden olacak inşALLAH.
Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

Site Yöneticisi
*****
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13047
Konu Sayısı : 1900
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1310

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #17 : 11 Nisan 2011, 19:58:35 »


nurattın yıldız hocaya sorulan soru var senınkıne benzer..onla başlayalım bu işe devamını getırelım kardeşim...

SORU: Ben yurtdışında yaşıyor ve üniversite eğitimi alıyorum. Ailemin maddi durumu iyi olmadığından burs alıyorum devletten ama bu burs borç seklinde, ve devlet geri ödemek için 15 yıl gibi uzun bir zaman veriyor. Dün de öğrendimki ödemeye başladığımda %1,9 gibi bir faiz miktarı ödemem gerektiğini! Faizin her türlüsünün haram olduğunu bildiğim için de şu an ne yapacağımı bilemez bir haldeyim! Bursu durdursam okul parasını ödeyemem, ama yine de önümüzdeki ay bu bursu durduracağım inşALLAH. Ne yapabilirim bu durumda faize bulaşmış oldum ve kefaret olarak nasıl tövbe edebilirim. Bu durumum zarurete girer mi?

CEVAP: ‘Alan el’ olmamak için uğraşmak gerekir. Mü’min de öyle olmalıdır. Ancak, devletin size verdiği bursu geri alırken sizden istediği fazlalık, bankalardan alınan paraya bankanın faiz tahakkuk ettirmesi ile aynı tutulabilecek bir para değildir. Evet o da sıkıntılıdır, kalbi zorlar. Fakat faiz kelimesi ona aynen uymuyor. ALLAH’a emanet olun.
Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

*****
Üye Grubu : Azimli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 1418
Konu Sayısı : 240
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 60

Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #18 : 11 Nisan 2011, 20:02:40 »

eyvALLAH abi ...
Kayıtlı
Site Yöneticisi
*****
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13047
Konu Sayısı : 1900
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1310

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #19 : 15 Ağustos 2011, 22:21:52 »

GÜNCELLEME
Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

Genel Sorumlu
*
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 5006
Konu Sayısı : 684
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 641

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #20 : 17 Ağustos 2011, 15:59:35 »

abi sz yasıyor msnz?
Kayıtlı
necmetul-leyl'in İmzasi

****
Üye Grubu : Gayretli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 540
Konu Sayısı : 90
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 38

Kişisel Mesaj : Hanzala şehadetle nikahlanan yiğid
Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #21 : 17 Ağustos 2011, 17:42:57 »

abi sz yasıyor msnz?
Kayıtlı
Site Yöneticisi
*****
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13047
Konu Sayısı : 1900
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1310

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #22 : 07 Ağustos 2012, 09:47:52 »

süleymaniye vakfı

Soru: Özel Finans Kurumlarından nakit para alıp araba veya ev almak caiz midir? Çünkü bu bankalar faiz değil kar payı alıyorlar. Fakat aldıkları bu kar payı diğer bankaların faiz oranlarına denk gibi bir şey. Bu konuda bize yardımcı olursanız çok memnun olacağım.
Cevap:

Eskiden Özel Finans Kurumu diye adlandırılan kuruluşların şimdiki adı Katılım Bankası’dır. Bu kuruluşlardan; ev, otomobil veya başka bir şey almak için nakit para almak, onlardan borç almaktır. Geri öderken yapılan her türlü ilave faiz olur.

Burada iki işlem yapılmaktadır. Birincisinde bu kuruluşlardan mesela otomobil için 15.000 lira borç alınmakta ve vade sonuna kadar 20.000 lira borçlanılmaktadır. Bu, açıkça faizdir.

İkinci işlemde otomobil peşin 15.000 liraya alınır ki, bu alımda faiz yoktur. Bunlar otomobili kendileri alsa ve size satsalar faiz olmaz. Çünkü bu normal bir ticaret olur.
Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: