Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt
 
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
 
Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: tebliğ nedir ?  (Okunma Sayısı 72009 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ulutaş
Ziyaretçi
« : 11 Nisan 2008, 15:18:57 »

selamun aleykum!

Tebliğ nedir? Bunun kısa ve öz tanımını yapabilir misiniz?

Ben bu konuda çok başarısızım, bunun sebebi ne olabilir?
bilgisizlik mi?
cesaret eksikliği mi?

Bir Müslüman tebliğ yaparken nelere dikkat etmeli?
 
Şimdiden ALLAH razı olsun.
Kayıtlı
****
Üye Grubu : Gayretli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 552
Konu Sayısı : 63
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 103

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #1 : 11 Nisan 2008, 20:58:28 »

Vealeykümselam…



Tebliğ, İslamı veya İslami hakikatleri tüm insanlığa anlatma ve yayılmasına çalışma çabalarının tümüne denir. Tebliğ, bütün peygamberlerin sıfatlarından olup gerçek vazifelerinden de biridir.

Tebliğ güzel öğütle başlayıp cihad ile devam eden “Din yalnız ALLAH (c.c)’ın olunca nihayete erecek”, metodunun ALLAH (c.c) tarafından vaaz edildiği İlahi sistemin temel taşlarındandır…

“(Ey MUHAMMED) Sen (insanları) Rabbinin yoluna hikmet ve güzel Öğütlerle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et.” (Nahl Suresi, 16/125) Emr-i ilahisi ile Her Müslüman’ın yaşam tarzı edinmesi gereken bir farizadır.

Bu farizayı yerine getiren kişiye mübelliğ denir…

Tebliğ, ALLAH yoluna yapılan bir çağrıdır. Mübelliğin şahsına yapılan bir çağrı değildir. Mübelliğ, Tebliğ ettiği hakkı, hakikatı ve imanı sadece rıza için yapar ve ALLAH'a karşı görevini yerine getirmiş olur. Mübelliğ’in ne tebliğ ettiği İslam üzerinde ne de kendisinin tebliğ ederek hidayete erenler üzerinde hiç bir üstünlüğü yoktur.O mükafatını ALLAH (c.c)’dan umar ve bekler…
Hikmetle, güzel öğütle ve güzel bir tartışma şekli ile muhatablarını hor görüp aşağılamadan, şartlara ve durumlara göre, acele etmeden anlaşılabilir hitablarla İslam dinine davet eder.

“Peygamberlere düşen sadece tebliğ yapmaktır. ALLAH, açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.” (Maide Suresi, 5/99)

"Ey insanlar, size göndermiş olduğumuz Peygambere düşen görev, ALLAH'ın emir ve yasaklarını size tebliğ etmek, ALLAH'a karşı gelenin cezalandırılacağını bildirmek ve ALLAH katında bahane edilecek bir şey bırakmamaktır. Sonra cezalandırma ALLAH'a aittir. Çünkü o, gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir. Kimin itaat edip kimin isyan ettiği ona gizli değildir.”

Neticesi nasıl olursa olsun Müslüman’a düşen sadece tebliğdir.Hidayet verici olan ALLAH (c.c)’dır.

“Ey Ümmet-i MUHAMMED! Siz insanların iyiliği için meydana çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz: İyiliği yayar kötülüğü önlersiniz; çünkü ALLAH’a inanırsınız.”(Al-i İmran Suresi, 3/110)

Her Mübelliğ öncü ve önder olduğunun bilincinde olmak zorundadır zira “insanların iyiliği için çıkarılmış” Ümmetin bir ferdi olarak ALLAH (c.c) tarafından iyiliği emr, kötülükten neyh görevi ile görevlendirilmiştir…

Müslüman, kendi içinde hayra çağıran iyiliği emredip kötülüğü nehyeden olmalı bu bir tavsiye değil emirdir.

Burada ALLAH (c.c)  Müslümanların tümünü insanlar içerisinde tanınmalarını sağlayan yüce esasları tebliğ edip yaygınlaştırmadıkları sürece gerçek anlamda varolamayacaklarını anlamasını sağlamak için “İyiliği yayan, kötülüğü önleyen” sıfatı ile sıfatlandırıyor.

Ya ALLAH'a imanla beraber hayra çağırıp, iyiliği emr ve kötülüğü nehyedeceksiniz ki, ancak bu durumda gerçek anlamda varlığınız söz konusu olabilir ve Müslüman ismini hakkedebilirsiniz. Ya da bunlardan hiçbirini yerine getirmeyerek varlığınız söz konusu olamayacağı gibi Müslüman sıfatına da layık olmayacaksınız.

Resul-i Zişan (s.a.v) buyururlar ki:  "Sizden biriniz bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin, şayet buna gücü yetmezse diliyle değiştirsin, ona da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu ise imanın en zayıfıdır." (Müslim)




............

Tüm sorularınızı konu bütünlüğü içinde yazımıza serpiştirmeye çalıştım ancak anlatamadığımız bir husus olduysa tekrar sorunuz..
Kayıtlı
ebubasir'in İmzasi

ÜÇ-BEŞ GÜN ZELİLLİĞE RAZI OLUP DÜNYADA "AH" ALMAKTAN,
ÖMÜR BOYU ACI ÇEKİP İZZETLİ YAŞAMAK İYİDİR.
ulutaş
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 11 Nisan 2008, 22:34:54 »

selamun aleykum!
ebubasir abi, tatmin edici cevabınızdan ötürü, ALLAH razı olsun...
sorularımın cevaplarını aldım inşALLAH.
Kayıtlı
****
Üye Grubu : Gayretli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 552
Konu Sayısı : 63
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 103

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #3 : 12 Nisan 2008, 10:32:45 »

Vealeykümselam.Amin, ecmain.
Kayıtlı
ebubasir'in İmzasi

ÜÇ-BEŞ GÜN ZELİLLİĞE RAZI OLUP DÜNYADA "AH" ALMAKTAN,
ÖMÜR BOYU ACI ÇEKİP İZZETLİ YAŞAMAK İYİDİR.
***
Üye Grubu : Çalışkan Kardeş Üye
Yaş : Yok

Mesaj Sayısı : 312
Konu Sayısı : 22
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 31

Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #4 : 13 Nisan 2008, 19:41:00 »

                     ALLAHın selamı onun salih kullarının üzerine olsun
        Kıymetli kardeşlerim soru umumi olaraka sorulduğundan cevap verme ihtiyacı duydum. Yoksa ebu basir kardeşimizin sözünün üzerine söz söylemeyi ar bilirim kardeşim bunu bilsin inşeALLAH!!!!!!

                     Bugün toplumumuzda Müslümanlar arasında anlaşılmayan iki kavram vardır ki bunlardan biri telaffuz edilir ancak diğeri kastedilir. Bu kavramlar TEBLİĞ. ve DAVET kavramlarıdır . bu kavramları açıklama ihtiyacı duydum  zira hem bu yanlışın düzelmesinde hemde kardeşimin sorusuna bir cevap niteliğinde olsun istedim.
                     Yazılarımın uzun olduğundan kardeşlerin kısa olmasını istemelerinden dolayı yazımı kısa tutmaya çalışacağım inşeALLAH.
                     
                     DAVET ve TEBLİĞ kavramları kullanıdıkları yere göre bazı hükümler içermektedirler. Bu hükümler benim  katımda oldukça mühim olan hükümler olmasına rağmen , ben bu yönünü ele almayıp sadece tanımları ile ilgili kısımlara değinmeye çalışacağım.
                 
                    TEBLİĞ: Bir şeyi muhatabına DUYURMAKTIR.   
                    TEBLİĞ DUYURUSUNUN İSLAMİ LİTARATÜRDEKİ AÇILIMI: Tebliğ; ALLAHın var ve bir olduğunu, Ondan başka İlah ve Rab olmadığını, Onun Rasulünü (hz MUHAMMEDi, ve ALLAHın Kitabını .muhataba duyurmaktır.
               
                    DAVET:Bir şeye çagırmaktır.  TEBLİĞden sonra yapılır!
                    DAVET ÇAĞRISININ İSLAM LİTARATÜRÜNDEKİ ANLAM VE MAHİYYETİ: Davet yukarıda belittiğimiz tebliğ edilen şeyin içeriğine ve gereklerini yerine getirmeye ona bağlanmaya çağırmaktır.
                    Burada tebliğin vacipliği bir ker olmasıdır. Yani tebliğ birkere yapılır. Bu tebliğin içeriğini hiç duymamış olan kimseye birkez duyurmak Müslümanlar üzerine farzdır. bundan sonra ise davet gelir . Rasûlullah(s.a.v)ın ebu Cehl'e defalarca giderek onu islama davet etmeside davet kapsamındadır . İlk olarak lailahe illALLAH diyerek bunu onlara duyurması ise tebliğ kapsamındadır.
                   Tebliğ: İçeriğini hiç duymamış kimseye bir kez duyurmak farzdır ve yeterlidir . Eğer ben birden fazla tebliğ edeceğim denilirse şuhalde bir kavram karmaşası içine girmiş olurnur. ve arapça açısından abes birşey söylenmiş olunur. Nevarki bahsetmek istediğimiz ve kavram karmaşası vardır dediğimiz şey tamda burada sözkonusu olmaktadır.Aslında ben birden fazla tebliğ edeceğim diyen kimse : TEBLİĞİ değil daveti kastediyor.!!!!! Zira bugün ülkemizde tebliğin ulaşmaması gibi bir durum yoktur (bir iki istisna belki oda kaideyi bozmaz). Davete gelince şüphesiz davet kıyamete kadar devem edecek olan şeydir .!!!   
                    Davet, tebliğ edilen şeye çağırmaktır.  Şurası anlaşılmış olduki biz tebliğ derken daveti kastediyoruz
ve onu çokça yapmayı amaçlıyoruz. Yanlış olan ben davet edeceğim deme yerine tebliğ edeceğim denilmesidir . Bu nu söylersek şunuda söylemiş oluruz.!! Tebliği sürekli olarak yapmak farzdır demek olur ki bunu söylemek gerçek sorunu ortaya çıkarır.
                   Yukarıda bahsetmiştim Burada sorun kavramın yanlış kullanılmasından dahada büyüktür.bir örnek verecek olursak .Tebiğ kendisine ulaşan kimse Küfür ameli işlese mazeretsiz olarak kafir olduğuna hükmedilir.!! neyazıkki bu kimseye davet ulaşmamış dersek davet ulaşmadan bu kimse tekfir edilemez demek durumunda kalınır.Durum bu olunca şu sorunda ortaya çıkarki: Şuhalde bu insana İslamın tamamını anlatılması zorunda kalınır.Bu durum ise başka bir sorunu ortaya çıkarı ki oda davetçinin islamı tam olarak kendisinin bilip bilmediğidir. Buda açıklaması oldukçazor bir durumu ortaya çıkarmış olur.!!  Böylece çıkmazlar birbirini kovalar . Davet ve cihad meselesi birleşince hiç kimse bu konular üzerinde anlaşamaz!!! Buradan sonra konuyu derinleştirmeden başa dönüyor ve davet insanları ALLAHın dini olan İslama çağırmaktır . Bu ise kıyamete kadardır. Tebliğin bir ker yapılması farzdır. Davet ise devamlı olarak yapılır. tebliğ değil.ı       
                   Ebu Basir kardeşimin Anlattıklarıda bu anlamda davetin konusu olup nasıl yapılması gerektiğine dair açıklamalar olarak algılanmalıdır. Beb öyle algılıyorum. Ebu Basir kerdeşimin böyle cevap vermesinide Kavramların birbirinin yerine kullanılmasından dogan karmaşadan kaynaklandığını sanıyorum . En doğrusunu bilen yanlızca Şanı Yüce Olan ALLAH ccdur.
                  ALLAHın selamı onun salih kullarının üzerine olsun
   
Kayıtlı
Halid'in İmzasi

Bizler biat edenleriz MUHAMMED(sav )e. Kıyamete kadar cihad etmek üzere.
****
Üye Grubu : Gayretli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 552
Konu Sayısı : 63
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 103

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #5 : 14 Nisan 2008, 10:37:26 »


Vealeykümselam,


Kur’an’ı kerim’ın,  Rasul  (s.a.v)’in ve bütün peygamberlerin insanlığa yaptığı  çağrıyı değişik ayetler iki temel kavram ile ifade etmektedir.Tebliğ ve davet.

Bu kavramlardan birincisi, ilahi mesajın insanlığa ulaştırılması, ikincisi, yine bu çerçevede insanlığın ilahi hakikatlere çağırılması demektir.

Ancak tebliğ kelimesinin, davet kelimesine göre daha geniş bir anlama sahip olduğu muhakkaktır. Davet, hakikatten habersiz olan insanları ona çağırmayı anlatırken, tebliğ,  bu davetin muhatabı olan İman etmemiş olanlara, ve onu kabul etmiş bulunan  insanlara ilahi gerçekleri farklı mertebelerde ilan etmeyi anlatır. Muhakkak gerçeklerin  bu iki sınıf insana tebliğ edilirken boyutları farklı olacaktır.

Davete muhatap olan insana İslam’ın ilahi kitlesel doğruları ana hatları ile ulaştırılırken, daveti kabul etmiş insana da, İslami gerçeklerin ruhu olgunlaştırıcı ve kişiyi kemale erdirici yönleri sunulacaktır.

Bu anlamıyla tebliğ, “irşad” kelimesi ile örtüşmektedir. İrşad, hakikati kabul etmiş  kimseleri, imanın daha üst mertebelerine ulaştırmak düşüncesiyle yapılan bir olgunlaştırma çalışmasıdır.

Tebliğ kelimesinin dilbilimi olarak analizi bir tarafa kavramın insan davranışları, zihinsel süreçleri ve eğitim bilimi esaslarının dikkate alınmasını zorunlu kılan bir etkileme ve bilgilendirme faaliyeti olduğunu tekrar hatırlamak gerekmektedir.

Bu görev, insanı özüne döndürmek, davranışlarını, yaşam biçimini, hayata bakışını, görevini, sorumluluklarını vahyin evrensel mesajıyla değiştirmek ve ıslah edilmiş bir kimlikle  yeniden oluşumunu sağlamak için ilk adımdır.

Kimliklerin karıştığı, söylemler ile eylemlerin çatıştığı “en gerçek benim” felsefelerinin kol gezdiği, cahili sistemler ile İslam’ın cem edilmeye çalışıldığı toplumlarda “kitlesel davet”in Tebliğ diye isimlendirilmesi her sürecinin kendi içinde tasniflenmesi ile devam etmesi gereken bir çalışmadır.

Aslında Tebliğ, Davet ve İrşad’ın iç içe olduğu doğru ve bunu ayrıştırmanın zorluğu gerçek, kimlerin hangi metot ile davet edileceği karmakarışık bir toplumda yaşıyor olmamızdandır maalesef zira kimlik vermekte zorlandığımız cahili toplum müntesipleri değil de icbaren intisab ettirilen fertler söz konusu olunca metod’da ihtilaf kaçınılmaz oluyor…

Halid kardeşim ALLAH razı olsun katkılarından dolayı…Arz etmeye çalıştığım gibi düşünmemize rağmen söylediklerini uzun soluklu tefekkür ile değerlendirmeye alıp kendini “Mübelliğ” olarak tanımlayan bir kardeşin olarak düzeltmemiz gereken bir yer var ise düzelteceğimizden emin olabilirsin…
« Son Düzenleme: 14 Nisan 2008, 10:57:09 Gönderen: ebubasir » Kayıtlı
ebubasir'in İmzasi

ÜÇ-BEŞ GÜN ZELİLLİĞE RAZI OLUP DÜNYADA "AH" ALMAKTAN,
ÖMÜR BOYU ACI ÇEKİP İZZETLİ YAŞAMAK İYİDİR.
ulutaş
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 14 Nisan 2008, 14:35:48 »

ve aleykum selam...
Halid abi, ne demek, siz vakit ayırıp, cevap yazacaksınız, bize ALLAH razı olsun demek düşer.
Ebubasir abi, sizden de ALLAH razı olsun, yeniden emek vermişiniz.
Ancak; bu sefer, okudum, anladım-kavradım desem yalan olur, inşALLAH üzerinde biraz düşünelim, sorularımızı bildireceğiz...
ALLAH'a emanet olun.
« Son Düzenleme: 14 Nisan 2008, 14:40:25 Gönderen: Ulu-Taş » Kayıtlı
***
Üye Grubu : Çalışkan Kardeş Üye
Yaş : Yok

Mesaj Sayısı : 312
Konu Sayısı : 22
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 31

Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #7 : 14 Nisan 2008, 23:37:21 »

                        ALLAHın selamı onun salih kullarının üzerine olsun
        Kıymetli kardeşlerim şüphesiz tüm noksanlıklardan münezzeh olan sadece şanı yüce olan ALLAH cc dur . Kusur bizler içindir .En doğrusunu bilen yanlış ALLAH cc dur. selametle kalın ALLAHa emenet olun .
Kayıtlı
Halid'in İmzasi

Bizler biat edenleriz MUHAMMED(sav )e. Kıyamete kadar cihad etmek üzere.
ulutaş
Ziyaretçi
« Yanıtla #8 : 15 Nisan 2008, 05:07:41 »


aleykum selam ve rahmetullah ve berekatuhu.
sorularım özelde Halid abiye, genelde herkese...


Tebiğ kendisine ulaşan kimse Küfür ameli işlese mazeretsiz olarak kafir olduğuna hükmedilir.!! neyazıkki bu kimseye davet ulaşmamış dersek davet ulaşmadan bu kimse tekfir edilemez demek durumunda kalınır.Durum bu olunca şu sorunda ortaya çıkarki: Şuhalde bu insana İslamın tamamını anlatılması zorunda kalınır.Bu durum ise başka bir sorunu ortaya çıkarı ki oda davetçinin islamı tam olarak kendisinin bilip bilmediğidir.

1)İlk paragrafta bahsedilen kişiye sadece tebliğ gidip, davet gitmiyor mu, gidiyor mu? (ikinci paragrafa göre davet de gitmiş gibi algılanıyor, en azından ben öyle anladım, doğru mu?  )

2)“Bu insana” islamın tamamının anlatılması zorunluluğundan bahsetmişiniz, hangi şartlarda bu zorunluluk söz konusu?

3)Davetçinin islamı tam olarak bilip-bilmemesi durumunu biraz daha açar mısınız?

Halid abi, dediğiniz gibi, kusurlar bizlerin; en doğrusunu bilen ALLAH(cc)tır.
şimdiden ALLAH razı olsun.
selam ve dua ile...




Kayıtlı
***
Üye Grubu : Çalışkan Kardeş Üye
Yaş : Yok

Mesaj Sayısı : 312
Konu Sayısı : 22
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 31

Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #9 : 27 Aralık 2008, 03:21:24 »

                             ALLAHın selamı onun salih kullarının üzerine olsun
          Kıymetli kardeşimiz ulutaş sitemizden ayrıldı lakin diğer kardeşlerimiz için bu sorularını cevaplandırmaya çalışacağım inşeALLAH.
          Biraz sadeleştirerek yazmayı istiyorum inşeALLAH.
          Sorunuzda: İlk paragrafta bahsedilen kişiye sadece tebliğ gidip, davet gitmiyor mu, gidiyor mu? Diyorsunuz;
          Cevap: İslam dinine girmemiş ve islamı hiç duymamış olanbir kimseye; Yukarıdada belirttiğimiz gibi ilk olarak duyurulması gereken şey tebliğdir. Tebliğ bu islama girmemiş olan kimseye birkez duyurulduktan sonra, bu kimse tebliğe cevap verir kabul ederse islama girer. Kabul etmez ise kafir olarak kalır. Bu durumda olan kimseler için davetin tamamı yada bir kısmının ulaşması, yahut ulaştırılması şart değildir. (Vacip değildir) Yani o kimseye kafir hükmünün verilmesine davetin tamamı yada bir kısmının ulaştırılmamış olması engel değildir. Zira mazeretsiz olarak küfür işleyen kimsenin kafir olmasına bir mani olmadığı gibi. kendisine kafir hükmünün verilmesinede birengel yoktur.
           İkinci sorunuzda ise : Bu insana” islamın tamamının anlatılması zorunluluğundan bahsetmişiniz, hangi şartlarda bu zorunluluk söz konusu? diyorsunuz; bu soruyu size sorduran kısmı yanlış algılamışsınız. Çünki ben burayı bir mana bozukluğunu açıklamak için söylemiştim. Şöyleki; Davet ile tebliğ karıştırılır ise, Ozaman bir defa farz olan tebliğ yerine bir defa davet farzdır demiş olunur. davet islamın tamamını kapsadığından davet olunan kimseye islamın tamamını bir defa anlatmak farzdır denilmiş olunur. Buda İslamın şart olarak getirdiği birşey değildir dedim. Yani davetin tamamı bahsettiğimiz konu içerisinde zorunlu değildir. Ancak konu dışı olarak şöyle denile bilir. Bir kimse islama girer ise bundan sonra kendisine düşen bazı görevler vardır. Bu görevlere; Dinde zaruret ile bilinen şeyler adı verilir. Bunları kendisine ben Müslümanım diyen herkesin bilmesi üzerine ayrı ayrı olmak üzere  farz-ı ayındır. bunlar bazı ilim ehlince 16 madde halinde sıralandırılmıştır.
           Dinde zaruretle bilinen şeyler olarak adlandırılan bu farz-ı ayın ilimler dışında her Müslüman karşılaştığı her dini meselenin hükmünü, mesele ile karşılaştığında bilmesi farzdır. dini bir ibadet yada yasak ile karşılaşmadan önce her meselenin hükmünü bilmesi illede farz değildir.
            İlaveten şünuda diye biliriz; Dini bilgilerin hiç kimse tarafından bilinmemesi halinde, Müslümanlardan ilim elde imkan ve kabiliyyetine sahip olanlar üzerine dine dair her bir meselenin hükmünü bilmek farz-ı ayn olur . ilim ehli olan kimselerin birbirlerini tamamlaması ile ilim tam olarak ortaya konuluyor ise ozaman bu ayın olmaktan kifaye mertebesine düşer
             Her halukarda kendisine ilk defa tebliğ edilen kimselere (tebliğin kendi içeriği hariç ) yukarıda saydığımız ilimlerin hiç birisi şar şart değildir. Ne ille bilmesi şarttır nede ille bildirmek şartdır. bunlar şart değildir .

             Son sorunuzda ise: Davetçinin islamı tam olarak bilip-bilmemesi durumunu biraz daha açar mısınız? Diyorsunuz.
              Müslüman kardeşlerimi kınamak için değil, Bir hakikatı vurgulamak için öncelikle şunları söylemek isterim; dinde zaruret ile bilinen şeyler ki bunun diğer adı avam halkın ilmi olarak adlandırılır. Öyle inanıyorumki kendisine ben şuurlu Müslümanım diyen kardeşlerimizin çok azı bu avamın ilmine vakıftırlar. inanınki büyük bir çoğunluk bundan dahi habersizdir. Buna rağmen her birimiz davetçiyizdir. peki şuhalde avamın bilgisine dahi vakıf olamayan bizdavetçilerin islamın tamamını bilmesi mümkünmü ve en önemlisi bu davetçinin İslamı bir bütün olarak muhatabına aktarması nasıl mümkün olabilir. Ney
              Yani davet ile tebliğ lafızları karıştırılır ise davetçi tebliğ diye daveti götürmek zorunda kalır zira tebliğ bir defa olsun farzdır. davet ise sonra gelir. davet dinin tamamı olduğundan davetçinin bu daveti tam olarak bilmediğine göre ulaştırması imkansızdır.
               Şuhalde tebliğ yerine davet anlaşılır ise. Şöyle bir sonuç ortaya çıkar; İslam tam olarak bir kimseye anlatılmadıkça ona kafir yada Müslüman demek mümkün değildir.!!! Böyle bir yaklaşım her iki açıdanda yanlıştır. İSlamın ilk dönemlerinde yani din tamamlanmadan öncede ALLAH ve Rasulü s.av insanlardan bir kısmını tekfir etmişlerdir ve yine bir kısmınanada Müslüman demişlerdir. şuhalde islamın tamamının kendisine bildirilmeyen kimseye kafir denilmez görüşünün yanlış olduğu gibi islamın tamamın bilinmemesi halindede bir kimseye Müslüman denilmez sözüde yanlıştır. demek istedik.
               Kısacası; davetçinin islamı tam olarak bilmesi tebliğ için ille şart değildir. zira tebliğ davet demek değildir. tebliğcinin tebliğ ettiği şeyi bilmemesi ise sözkonusu dahi olamaz. Eğer tebliğci tebliğ ettiği şeyi tam olarak bilmiyor ise o kimseye tebliğci denemez. zira ilk önce kendisi tebliğe muhtaç tır. ve tebliğin içeriği dinde zaruret ile bilinen şeylerin ilkidir. Bu ise tevhidin aslıdır. tevhidin aslını bilmeyen ise ne Müslümandır ne tebliğci nede davetçidir. o kendisi cahil ve kafirdir.
              Tebliğci ve davetçi ifadelerini kullandım. bunu konunun anlaşılması açısından ifade ettim inşeALLAH.
               Konuya dair kardeşlerimin katkı ve sorularu olursa  Konunun dahada faydalı hale geleceğine inanıyorum.inş.  ALLAH a emanet olun
Kayıtlı
Halid'in İmzasi

Bizler biat edenleriz MUHAMMED(sav )e. Kıyamete kadar cihad etmek üzere.
Site Yöneticisi
*
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13107
Konu Sayısı : 1936
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1311

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #10 : 01 Haziran 2009, 13:39:28 »

Güzel bir bölüm açlımış daha önce ALLAH razı olsun kardeşlerimden.Bir kaç soruda biz soralım inşALLAH..
1-Tebliğde tedricilik varmıdır?
2-Davette önce LA kavramı demek mi? gerekir..
Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

***
Üye Grubu : Çalışkan Kardeş Üye
Yaş : Yok

Mesaj Sayısı : 312
Konu Sayısı : 22
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 31

Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #11 : 11 Haziran 2009, 22:00:44 »

                  ALLAHın selamı onun salih kullarının üzerine olsun

                  Kıymetli kardeşim Ebu Ömer. Benim için, Sorunuzu birazdaha açarmısınız. Anlaşılır ve net ifadelerle sorunuzu genişletmenizi ricaediyorum  inş . Selametle .
Kayıtlı
Halid'in İmzasi

Bizler biat edenleriz MUHAMMED(sav )e. Kıyamete kadar cihad etmek üzere.
Site Yöneticisi
*
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13107
Konu Sayısı : 1936
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1311

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #12 : 12 Haziran 2009, 07:17:22 »

Güzel bir bölüm açlımış daha önce ALLAH razı olsun kardeşlerimden.Bir kaç soruda biz soralım inşALLAH..
1-Tebliğde tedricilik varmıdır?
2-Davette önce LA kavramı demek mi? gerekir..

Tabiki kardeşim açalım biraz..İki soruyu birleştirerek devam edeyim....
Tebliğ yönteminde tedricilik(aşamacılık)varmıdır?Siz birine tebliğ ediyorsunuz ve bu tebliğe muhatap olan sıradan bir insana onun bulunduğu durum mu?göz önünde tutacağız yada olmazsa olmaz olan kelimei tevhidi mi?öncelik vereceğiz..kardeşim bunu açarsanız bizimde sorumuzn devamı gelecek inşALLAH.
Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

Site Yöneticisi
*
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13107
Konu Sayısı : 1936
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1311

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #13 : 17 Eylül 2009, 20:20:34 »

selamunaleykum kardeşlerim.

Sizlerle uzun zamandır  halisane bir şekilde öğretim ve eğitim üzerine bu  forumda çalışmalar yapıyoruz.Amacımız daha iyi kul olabilmek ve kulluğumuzda yanımızda yarenlerimizle yürümek.

Hayırlı kardeşlerim gördüğümüz kadarıyla bu sanal mektebimizde hepimiz bir noktaya geldik. Şimdi aldığımız bu eğitimi uygulama vaktidir kardeşler..Çünkü herbilgi bizde yük olmaya başladı.şayet davet eden davetçiler olmak istiyorsak bu çalışmada yer almalıyız düşüncesindeyim...

Bir davetçide olması gerekenleri sizlerle paylaşacak ve bu hayırlı çalışmada herkes bulunduğu ev,komşu,iş yeri,sokak,arkadaş ve ne halde olursa olsun davtçi kimliğiyle hizmetini sürdürecektir.Öncelikle sizlere kutlu elçilerde olduğu gibi sorular soracak ve yanıtlarını alacağız.Kutlu elçiler konumuzla paralel gidecektir bu bölüm.Çünkü davetin öğretmeni kutlu elçilerdir.Kutlu elçilerde davet ve eğitim anlayışı nasıldı? onu orda yazacak burdada pratik hayatı göreceğiz...Sorularımıza başlıyoruz Rabbim hayırlı eylesin inşALLAH..

DAVET VE DAVETÇİ


1-Davet ve tebliğ nedir? Arasında ne fark var..

2-Davetçide bulunması gereken başlıca özellik ne olmalıdır?

3-Her tebliğci davetçi olabilir mi?

4-Davete ilk nerden başlarsınız ?


Bu soruların cevapları farklıda gelse sizleri araştırmaları ve özetleri olmalı..Kardeşler kesinlikle kopyala yapıştır olmasın.Yoksa kendinizi geliştiremezsiniz..Özgün yazmaya çalışın.Hata yapın ,yanlış yzın önemi yok ama sizden yeterki olmasına dikkat edin..Araştırın,inceleyin özetini yazın....

Haydi can kardeşlerim sizleri bekliyoruz...
Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

****
Üye Grubu : Gayretli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 656
Konu Sayısı : 50
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 54

Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #14 : 17 Eylül 2009, 21:12:55 »

Rabbim sizden razı olsun ve musab bin umeyr gibi davetçilerden eylesin cümlemizi.....
önemli bir noktaya değinmişsiniz kardeşim,aslında yaramıza basmışsınız,çünkü donanımlı olmadan ve yaşanmadan,sözleri özle süslemediğimiz müddetçe,teoriyi pratiğe aktarmadığımız müddetçe,hakkıyla bu kutlu davayı temsil edemeyiz....zaten insanların bizden kopuk olmaları ve bizimde insanlardan kopuk olmamızın sebebi nebevi davet metodunu bilmememizden veya hakkıyla o görevi yerine getiremediğimizden kaynaklanmıyormu?
davet edeceğimiz hakikatlerden uzak bir yaşam ve anlayış özerine duruyoruz.özellikle bu kutlu sorumluluğu yüklenecek olan bizlerin siyerden tam anlamıyla vakıf olmaması büyük bir eksikliktir,halbuki siyeri tam olarak bilmeyen ve anlayamıyan kimse asla önderini ve metodunu tanıyamaz,zorluklarda,sıkıntılarda,davetteki metodunu ve duruşunu bilmeyen,müşriklere karşı duruşu,yılmadan taviz vermeden nefret ettirmeden sevdirme gayreti,düşmanlarını kendine hayran bıraktıran ahlakı ve sosyal yaşantısı,öfkelendiği ve sabırla karşılık verdiği duruşunu bilmek gerekir....
o öyle güzel bir terbiyeciydiki,yetiştirdikleri aslanlar ümmetin iftiğarı oldular ve zorluklarda bu bayrağı en güzel şekilde temsil ettiler...herbiri biri savaş meydanında birer cihad aslanı ve korkusuz kahramandılar,davet zamanında yumuşak huylu mülayim bir öğretmendiler(musab bin umeyr)evde ve sosyal yaşantılarında ahlak ve güzellik timsaliydiler.....işte onların bu dengeli ölçüsü ile insanlar fevc fevc islama koştular,çünkü öğretmenleri güzel bir öğretmen ve öğretmenlerinin Rabbi en güzel terbiyeciydi......

değerli abim aslında bir sorunun cevabına geçecektim ama vaktim kalmadı inşaALAH en kısa zamanda bir sualinize cevap vermeye çalışacağız,tabi  cevabtaki kastım bildiğimizi paylaşırız kardeşim,dediğiniz gibi amaç eksiklerimizi bilmek ve birbirimizi tamamlamaktır....selam ve dua ile..
Kayıtlı
"Eğer çekemezsen gülün nazını Ne dikene dokun ne gülü incit ,Sevda sahrasında Mecnun değilsen Ne Leyla'yı çağır ne çölü incit "
******
Üye Grubu : Vefakâr Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 2074
Konu Sayısı : 418
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 231

Kişisel Mesaj : Seni filistin gibi seveceğim
Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #15 : 18 Eylül 2009, 13:02:05 »

ve aleykum selam abi.
çok güzel bir çalışma.
bayramdan sonra ilk fırsatta ben de katılacağım inşaALLAH.
ALLAH herdaim hayrda öncülük edenlerden eylesin
dua ile
Kayıtlı
ebvaa'in İmzasi

«Şahid olun, biz gerçekten Müslümanlarız.» (ÂLİ İMRÂN Suresi 64. Ayet Meali)
Site Yöneticisi
*
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13107
Konu Sayısı : 1936
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1311

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #16 : 18 Eylül 2009, 13:32:05 »

ALLAH heriki kardeşimizden razı olsun.Bu güzel çalışmaya tüm üyelerimizi bekleriz.İnşALLAH bu süreçte istediğimiz verimi elde alırsak,o zaman işte bizler sanalın hakkını vermiş olacağız.Burda bulunmamız anlam kazanacak.Yoksa yaşama sokulmayan bilginin kime ne faydası var ki...ey güzel dostlarım.!
Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

Site Yöneticisi
*
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13107
Konu Sayısı : 1936
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1311

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #17 : 23 Eylül 2009, 11:20:18 »

Kardeşler hayırla başlayan çalışmalar neden hep yarım kalır.Davetçi olmak gerçekten zor olsa gerek..Bizimki hayıflanma işte..davette sabır,davetçi ise sabırtaşı olmalı...
Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

*****
Üye Grubu : Azimli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 1112
Konu Sayısı : 225
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 50

Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #18 : 23 Eylül 2009, 11:32:23 »

sabır en önmeli nokta galiba ebu ömer abi..dave eden davet edeceği her şeyi haline işlemiş olmalı. bunun en güzel yolu sabır terbiyesinden geçmekle oluyor sanırım: bize  "bela" gibi görünen her şeye sebat etmek, kullukta ibadette sebat etmek,bu uğurda can vermek bile azdır deyip; ayağımıza takılan "çakıl taşlarına" sebat göstermek ve gülümsemek. hayırlı işlerin muzır manileri çok olur derler ya, "en hayırlı işin", cihadın muzır manilerinin de çok olacağını bimek ve bir "ya sabır " çekip, "-e rağmenlere" e rağmen hiç yılmadan yürümek. ve yolda olmak için direnmek. sabır diliyorum tüm davteçi müminlere..
Kayıtlı
Site Yöneticisi
*
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13107
Konu Sayısı : 1936
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1311

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #19 : 23 Eylül 2009, 11:35:21 »

ALLAH razı olsun zm karfdeşim.Bu güzel sözlerinle seninde bu hayırda yol alacağını düşünüyorum.Hayırlı kardeşim inşALLAH yukardaki maddelerimize yanıtını bekliyorum.Diğer kardeşler sizlerde cevapları veriniz ve yolumuza devam edelim inşALLAH.
Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

*****
Üye Grubu : Azimli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 1112
Konu Sayısı : 225
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 50

Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #20 : 23 Eylül 2009, 12:10:22 »

vereceğim yanıtlar biraz "bana göre" olacak sanırım , rabbim affetsin. ama amaç en hak olanı öğrnmekse ne bildiğimizi ve dşündüğümzü belirtmek gerekir. bu konu biraz beyin fırtınası yapma ve en iyi olanı ortaya koyma mahiyetinde gibi sanırım.
1)tebliğ bildirmek, iletmek; davet çağırmak, yine bildirmek. yakın anlamlara sahip aslında bu kelimeler ama  nüanslar var. tebliğde meseleyi olduğu gibi  aktarmak ve iletmek belki yeterli. ama davet ettiğimiz meselenin "bizde" bulunması, inkişaf etmiş olması lazım mutlaka. davet ettiğimize icabet etmiş olmamız lazım kısacası.
2)davetçide davet ettiği her şeyin bulunması gerekir. belki de davetini en çok "halinin" yapması gerekir. eğer tebliğ edilenlerle amel edilenler uyuşmuryorsa ve sözler tabiri caizse "büyük beden"duruyorsa yaşadıklarının üstünde, davet amacına ulaşmamıştır demektir.
3)halin talebindir derler ya, tebliğ ettiğin halindeyse yollar açılır zaten, farkı davet kapıları da açılır . ne demişler davete icabet etmek sünnettir. bu sünnete ilk uyan olmak lazım.
4)davetin kıvamını belki de en çok karşımızdakinin durumu belirliyor. davette en önemli mesele imandır, tevhiddir tabiki. en temel meseleler de aynı zamanda. lakin karşımızdaki kişinin de davetin hangi boyutuna ihtiyacı olduğunu iyi tespit etmek gerekir.efendimizin en güzel terbiye ve davet yöntemlerinden biri de nabza göre şerbet vermesidir.
rabbim yardımcımız olsun tüm inananlar olarak..sözde çok cümle söylenir, kurulur. fakat yapılan her eylem bir şeyleri değiştirmeli . yoksa yapılmış olan her şey "boşuna" statüsündedir. dileğim bu konunun iyice açılıp çözülmesi ve "neticeye " ulaşması..dua ile..
Kayıtlı
Site Yöneticisi
*
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13107
Konu Sayısı : 1936
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1311

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #21 : 23 Eylül 2009, 13:14:55 »

maşALLAH kardeşimize...Bu güzel cesaret örneğini göstererek bilgisini bizle paylaştığı için.Diğer kardeşlerimizide bekliyoruz..Bu yazı ile ilgili yorumumuzu yapacağız zm kardeşim..mevlam sizleri cennetine koysun.
Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

Site Yöneticisi
*
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 4035
Konu Sayısı : 118
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1030

Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #22 : 23 Eylül 2009, 14:11:49 »

konuyla ilgili olarak şeyh yusuf ABDULLAH AZZAMIN ŞU GÜZEL SÖÜNÜ AKTARMAK İSTİYORUM

''''EY İSLAM DAVETÇİLERİ;ÖLÜM TUTKUNU OLUNUZKİ SİZE HAYAT BAGIŞLANSIN.SAKIN AMELLER SİZİ ALDATMASIN,ALDATICILAR ALLAH İLE SİZİ ALDATMASIN.OKUDUGUNUZ KİTAPLAR,DEVAM ETTİĞİNİZ NAFİLELER SAKIN SİZİ ALDATMASIN''''
Kayıtlı
VERA'in İmzasi

Site Yöneticisi
*
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13107
Konu Sayısı : 1936
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1311

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #23 : 23 Eylül 2009, 16:06:05 »

ümmümuaz kardeşim mevlam razı kalsın.İnşalalh maddeler konusunda sizlerinde katkısını bekliyoruz.
Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

ZamarA
Ziyaretçi
« Yanıtla #24 : 23 Eylül 2009, 18:15:05 »

Güzel Konu Çalışmanız İçin Yürekten Kutlarım sizi Ve Diğer Site Sakinlerinide.Tağuti ve Şeytanı Hüküm Süren Yönetimler Ne Yazıkki İnsanlarıda Kendilerine Benzetmiştir,Geçerli Yol İse Kuran Ve Resüldür,Buçağrıya Kulak Vermek Samimi Yürümek Kurtuluştur. Davetcideki En Önemli Özellik İslamdan Bize Aksedilen Yumuşak huyluluk ,Sabır,Şevkat,Çökmüş Sisteme Göğüs Germek Gibi özellikler İle Donatılmış Olmalı .İstikrarlı Yol Çizilirse Bu Sayede Kaybedilen Ümmet Bİlincini, Şerefini ,Yeni  Ve Bilinçli Yapılanmayı Beraberinde Getirecektir.Birde Davetçiler İkna kabiliyetli Ve Etkili Bir Yapıda Olmaları Lazım,Dünyevileşmeden Uzak şüpeleri ortadan Kaldıran Bir Yapıda ve Muhatabını İyi Tanımakla Olur Düşüncesindeyim; Bir Kıyam Meşalesi Yakması Lazım Çevresine. Yüksek Ferasetinize Dayanarak Konunuzu Bu Şekilde İdrak Ettim Yanlışlarımı Düzeltebilirsiniz
Kayıtlı
Site Yöneticisi
*
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13107
Konu Sayısı : 1936
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1311

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #25 : 23 Eylül 2009, 20:58:56 »

ZamarA kardeşim bir davetçide olmaı gereken güzel haseneleri sıralamışsınız mevlam razı kalsın sizden.Bu güzel hasenleri maddelere bölerek yapabilirmiyiz..Bizim gönderdiğiiz maddeleri bitiirirsek diğer maddelere geçeceğiz inşALLAH.
Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

Site Yöneticisi
*
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13107
Konu Sayısı : 1936
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1311

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #26 : 23 Eylül 2009, 21:13:27 »

DAVET VE DAVETÇİ

1-Davet ve tebliğ nedir? Arasında ne fark var..

Tebliğ: Bir olayı ve hadiseyi duyurmak,ilan etmek,ulaştırma.Biz insanları Rabbimizin rububiyeti,İlahımızın uluhiyetine efendimizin onun kulu ve resulu olduğunu insanlığa  duyurmaktır.Tebliğ yöntemleri bulunduğu konum ve şartlara göre değişir.

Davet: Bir fikre,oluşuma ve eyleme çağırmak,yön vermek istikamet belirleme..
Davetten önce tebliğ gelir.Tebliğ çalışması yapılarak sıhatli zeminde davet edilir.Muhatabımızın bulunduğu durum ,şart ve kişiliği göz önünde bulundurularak anlayabileceği şekilde tebliğ edilir.Bu tebliğ safhasından sonra zihinsel olgunluk ve sıhhat derecesine göre davete başlanır..

madde:1 davet ettiğimiz şahsa öncelik olarak neyi tebliğ etmeliyiz.
Her muhatabımıza aynı tebliği sunabilirmiyiz?
Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

****
Üye Grubu : Gayretli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 503
Konu Sayısı : 42
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 21

Kişisel Mesaj : "SANA MUHTAÇLIĞIM;EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR,RABB'İM"
Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #27 : 24 Eylül 2009, 23:40:45 »


ALLAH razı olsun kardeşler!

Devamını bekliyoruz..


(Ayrıca Halid kardeş, yazılarınızdan alıntıda bulunduk.. Hakkınızı helâl eyleyin!)
Kayıtlı
Evvab'in İmzasi

****
Üye Grubu : Gayretli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 503
Konu Sayısı : 42
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 21

Kişisel Mesaj : "SANA MUHTAÇLIĞIM;EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR,RABB'İM"
Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #28 : 25 Eylül 2009, 00:03:20 »

Rabb'im hepinizden ebeden razı olsun!
Kayıtlı
Evvab'in İmzasi

Site Yöneticisi
*
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13107
Konu Sayısı : 1936
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1311

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #29 : 25 Eylül 2009, 09:41:23 »

Rabb'im hepinizden ebeden razı olsun!
amin sizdende kardeşim.Sizin yanıtlarınızı bekliyoruz inşALLAH.
Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

ZamarA
Ziyaretçi
« Yanıtla #30 : 25 Eylül 2009, 11:05:23 »

ZamarA kardeşim bir davetçide olmaı gereken güzel haseneleri sıralamışsınız mevlam razı kalsın sizden.Bu güzel hasenleri maddelere bölerek yapabilirmiyiz..Bizim gönderdiğiiz maddeleri bitiirirsek diğer maddelere geçeceğiz inşALLAH.


Konunuzun Bereketini Bozdum Galiba ,Demiştim ama Değilmi Yanlışlarımı Düzeltiniz diye.Rabb Sizden Ebeden Razı Olsun
Kayıtlı
Site Yöneticisi
*
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13107
Konu Sayısı : 1936
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1311

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #31 : 25 Eylül 2009, 11:22:40 »



Konunuzun Bereketini Bozdum Galiba ,Demiştim ama Değilmi Yanlışlarımı Düzeltiniz diye.Rabb Sizden Ebeden Razı Olsun

Rabbim sizin ömrünüzü bereketli kılsın aziz kardeşim.Tam aksine konumuza çok güzel bereket, Sitemizde hayırlı paylaşımlarla farklı bir güzellik kattınız.Sizden burdaki özellikle bu bölümdeki güzel cevaplarınızın devamını bekliyorum inşALLAH.Siz değerli kardeşlerimin katkısıyla bu bölümler daha güzel kendini ifade edecek inşALLAH.
Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

"Eğer çekemezsen gülün nazını Ne dikene dokun ne gülü incit ,Sevda sahrasında Mecnun değilsen Ne Leyla'yı çağır ne çölü incit "
******
Üye Grubu : Vefakâr Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 2074
Konu Sayısı : 418
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 231

Kişisel Mesaj : Seni filistin gibi seveceğim
Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #32 : 28 Eylül 2009, 14:29:33 »

bende inşaALLAH bigim dahilinde olanları aktarmaya gayret edeceğim. inşaALLAH çalışmanın sonunda hem yeni şeyler öğrenecek hem de aklımıza takılan yerleri daha iyi araştırıp öğrenmiş olacağız. bu güzel çalışmaya vesile olanlardan ALLAH razı olsun

1-Davet ve tebliğ nedir? Arasında ne fark var..

tebliğ; bir şeyi ilk kez birine duyurmaktır
islami anlamda ise ALLAHın var ve bir olduğunu, Ondan başka İlah ve Rab olmadığını, hz. MUHAMMED as 'ın kulu elçisi oldugunu ve kuranı duyurmaktır.
tebliğ bir kere yapılır.
kuranda bir ayette ALLAH şöyle buyuruyor
“Peygamberlere düşen sadece tebliğ yapmaktır. ALLAH, açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.” (Maide Suresi)

davet; birşeye yönlendirmek çağırmaktır.

tebliğ edilen şey her ne ise onun içeriğine çağırmak daveti oluşturur.

eğer ALLAHın varlığını birliğini tebliğ etmişsek(duyurmuşsak) hemen akabinde duyurduğumuz bu yola nasıl gidilir neler yapılır içeriği nedir bunları anlatmaya davet( çağırırız) ederiz.

tebliğ önce davet sonra yapılır
tebliğ 1 kere davet birçok kez

İçinizde, iyiliğe çağıran, sağduyuyu öğütleyen ve kötülükten sakındıran bir topluluk olsun. Bunlar başaranlardır.” (3/104)

 
Kayıtlı
ebvaa'in İmzasi

«Şahid olun, biz gerçekten Müslümanlarız.» (ÂLİ İMRÂN Suresi 64. Ayet Meali)
"Eğer çekemezsen gülün nazını Ne dikene dokun ne gülü incit ,Sevda sahrasında Mecnun değilsen Ne Leyla'yı çağır ne çölü incit "
******
Üye Grubu : Vefakâr Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 2074
Konu Sayısı : 418
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 231

Kişisel Mesaj : Seni filistin gibi seveceğim
Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #33 : 28 Eylül 2009, 14:49:34 »

2-Davetçide bulunması gereken başlıca özellik ne olmalıdır?

davetçi davet ettiği yolun bilincinde olmalı.
sorumluluk bilincine sahip olmalı
etrafında olan bitenlerden habari olmalı
samimi ve mücadeleci olmalı
ALLAH iiçin canlarını verecek imana sahip olmalıdırlar
daveti en güzel biçimde tatlı dille akıcı bir şekilde yapmalı
davetçi için en güzel örnek ssanırım hz. musanın firavunun karşısındaki duruşu olur.
sabırlı olmak
her kötülüğe kötü davranışa iyilikle yaklaşabilmek
araştırmacı olmalı

daha birçok şey sayılabilir
ancak şöyle bir soru geliyor insanın aklına acaba bunlardan biri bende yoksa davet etmemelimiyim.
ben bu konuda şöyle düşünüyorum.
kişi bildiği kadarına davet etmeli. hem öğrenen hem öğreten konumnda olmalı.bir taraftan bilgdiğini aktarırken bir taraftan da yen bilgiler edinmeye edindiği bilgiyi hayatına uygulamay ve uygulanmasanı vesile olmaya çaba sarfetmelidir.

çaba bizlerden başarı ALLAHtandır


Kayıtlı
ebvaa'in İmzasi

«Şahid olun, biz gerçekten Müslümanlarız.» (ÂLİ İMRÂN Suresi 64. Ayet Meali)
Site Yöneticisi
*
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13107
Konu Sayısı : 1936
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1311

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #34 : 29 Eylül 2009, 09:50:50 »

1-Davet ve tebliğ nedir? Arasında ne fark var..

2-Davetçide bulunması gereken başlıca özellik ne olmalıdır?

3-Her tebliğci davetçi olabilir mi?

4-Davete ilk nerden başlarsınız ?
Rabbim razı kalsın kardeşim.İlk 2 soruya çok güzel yaklaşımlar getirmişsin.Diğer 2 sorunun cevabınıda bekleriz inşALLAH.


her kötülüğe kötü davranışa iyilikle yaklaşabilmek
Bu sözden kastınızı şöyle algılıyorum. Bir davetçi nefsine yönelen hakaret ve tepkileri izzetli ve onuruna yakışan şekilde bertaraf  eder. Hz.Musa örneğini verdiğiniz gibi. Rabbim razı kalsın.İnşALLAH diğer sorulara geçeceğiz.Davet ve davetçi konusu üzerine bir makale hazırlayacağız inşALLAH.Makale bölümlerini hazırlamadan önce sizden gelen bu güzel yorumları dikkatle inceliyor kendi eksikliklerimizi gideriyoruz.Mevlam razı kalsın sizden.
Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

"Eğer çekemezsen gülün nazını Ne dikene dokun ne gülü incit ,Sevda sahrasında Mecnun değilsen Ne Leyla'yı çağır ne çölü incit "
******
Üye Grubu : Vefakâr Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 2074
Konu Sayısı : 418
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 231

Kişisel Mesaj : Seni filistin gibi seveceğim
Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #35 : 29 Eylül 2009, 14:24:37 »

ALLAH hepimizden razı olsun abi.

3-Her tebliğci davetçi olabilir mi?

2,sorunun cevabında az cok verdim sanırım bunun cevabını. bence olabilir.
nasıl ki ALLAH resulune ilk yakınlarına duyurması emri geldiğinde elinde sadece ALLAHın varlığına birliğine iman etmeleri için bildirilen ayetler varsa ve resul bu ayetlerle başlamışsa tebliğe ve davete anı şekilde olabilir diye düşünüyorum. her ayet bugün bizlere inmeye başladığı anda bizde yansıması göründükten sonra başkalarını da davet edebilir.

 4-Davete ilk nerden başlarsınız ?

bu soru eğer islamın neyini önce anlatmaya başlarsınız sa; bence öncelikle ALLAHın görünen ayetlerinden yani yer gök bunlar arasındaklerden başlanmalı

"Gece, gündüz, güneş ve ay onun ayetlerindendir. Eğer ALLAH â kulluk ediyorsanız, güneşe ve aya secde etmeyin. Onları yaratan ALLAH â secde edin.(fussilet-37)

eğer bu soru kimlere önce anlatılırsa.
tanıdıgımız kişilerden başlamak en güzeli olur düşüncesindeyim. çünkü az cok biliyoruzdur neye ne kadar önem verdğini,önceliklikleri eksikliklerini.

fussilet suresinde çok güzel örenkler var davetçiler için. hepimiz bu süreyi ne kadar iyi kavrarsak o kadar güzel davetçiler olabiliriz inşaALLAH.

bukadar inşaALLAH eksiklerimizi tamamlarız.

ebu ömer abi kötülüğü iyilikle yaklaşmanın en güzel açıklayıcısı şu ayet olabilir

"İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel bir tavırla sav O zaman bakarsın ki seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost oluvermiştir."

makalenizi bekliyoruz inşaALLAH.
ALLAH her daim doğruyu aramayı bulmayı ve yaşamayı nasip eylesin.

selamun aleykum



 

Kayıtlı
ebvaa'in İmzasi

«Şahid olun, biz gerçekten Müslümanlarız.» (ÂLİ İMRÂN Suresi 64. Ayet Meali)
Site Yöneticisi
*
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 13107
Konu Sayısı : 1936
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1311

Çevrimdışı Çevrimdışı

Site
« Yanıtla #36 : 29 Eylül 2009, 19:20:53 »


3-Her tebliğci davetçi olabilir mi?
Her tebliğci davetçi malesef olamaz.Tebliğci olan kişi sadece bildiklerini anlatır ve bitirir.Tebliğini yaptıktan sonra gerisini Rahmana bırakır.Tebliğ eden şahıs kişinin konum ve ahvali haline göre anlatır ve hadise orda biter.Gerisini muhatabının düşünme ve akletmesine bırakır.

Davetçi ise tebliğ ettiği şahsı davet eder ağır ve emin adımlarla.Tebliğciyle arasındaki en büyük ayrışım.İmanın akabinde amelini sağlam tutması. Davetini yaparken sürekli kendisini sorgulayarak muhatabına en güzel şekilde HAL EHLİ OLARAK SÖZÜNÜN ARDINDA DURMALI.

4-Davete ilk nerden başlarsınız ?BU SORUNUN CEVABINI  İNŞALLAH VERECEĞİZ BERABER KARDEŞLER.

Kayıtlı
Ebu Ömer'in İmzasi

Site Yöneticisi
*
Üye Grubu : Sadık Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 4035
Konu Sayısı : 118
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1030

Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #37 : 30 Eylül 2009, 14:32:31 »

ALLAH RAZI OLSUN .ÇOK FAYDALI BİR KONU...3.maddenin açıklamasından anladığım kadarıyla davaetçi davaet ettiği kişiye  aynı zamanda güzel bir örneklik de sergileyecek..yani davetçi olmak tebliğçi olmaktan daha ağır bir yükümlülük istiyor...ama böyle diye davetçi olmaktanda kaçamayız öyle değil mi?
Peygamberimizin her konuda olduğu gibi bu konuda da bize örnek olması gerektiğine inanarak
konuyla ilgili bir  olayı size aktarmak istiyorum.

pEYGANBERDEN DAVETÇİYE MESAJ VERİCİ BİR OLAY

Bir bedevi Peygamberimize gelip,kendisine birşeyler vermesini istemişti.Peygamberimizde ona birşeyler verdi.ve 'sana ihsanda bulunmuş oldum mu?'diye  sordu.bedevi:
-hayır ,sen bu kadar şeyle ne bir ihsan,nede bir iyilik yapmış oldun. dedi

Müslümanlar kızdılar ve ona doğru vardılar.Peygamberimiz sakin olmalarını,geri durmalarını Müslümanlara işaret etti.sonra kalkıp evine girdi.haber salıp bedeviyi evine çagırdı..kendisine verdiğini arttırdı ve onu razı etti.
bedeviye:
-''şimdi sana,ihsanda bulunmuş oldummu ?''diye sordu.bedevi
-Evet,ALLAH senin ev halkını ve kabileni hayırla mükafatlandırsı.dedi
Peygamberimiz ona şöyle buyurdu:
-Sen,bize gelmiş,birşeyler istemiştin.Bizde sana istediğini vermiştik.sen önceki söylediğin sözü söyleyince,bundan ashabımın Müslümanların kalbinde biraz kırgınlık hasıl oldu.Arzu edersen şimdi önümde söylemiş olduğun sözü,onların önünde de söyle ki onların sana olan kinleri gitsin.
bedevi:
-olur dedi
Ertesi gün sabhleyinveya öğleden sonra geldi.Peygamberimiz:
-'bu arkadaşınızın karnı aç idi.bizden yiyecek istemişti.Bizde kendisine biraz bir şey vermiştik.o da o zaman söyledüiğini söylemişti.kendisini eve çeğırdık.verdiğimizi arttırınca,razı olduğunu söyledi.'buyurdu ve bedeviye yönelerek:
-Öyle değil mi diye sordu.
bedevi:
-Evet,ALLAH senin ev halkını ve kabileni hayırla mükafatlandırsın.dedi
Bunun üzerine Peygamberimiz şunları fermen buyurdu:
-Benim misalimle bir devenin durumu devesi kaçan bir kimsenin misaline benzer ki,halk,onu yakalamak için ardına düşmüş:buda ancak devenin kaçmasını ürkmesini arttırmıştır.

deve sahibi ise
onlara'siz devemle benim aramdan çekiliniz'çünkü ben ona sizden daha alışığım ve ona onu yakalamanın yolunu daha iyi bilirim'diye seslenip yerden eline aldığı kuru otu, ön tarafından yönelerek ona uzatmış ve yanına gelince de üzereine yükünü sarmış ve binmiştir.

-''Eger şu adam önceki sözünü söylediği  zaman sizi bıraksaydım onu öldürecektiniz oda cehenneme girecekti.''buyurur peygamber

davetçide olması geeken vasıfları bu olayı okuduktan sonra daha iyi anlıyoruz.sırayla

1-Davetçi değişik çevre ve şartlarda islamı davet etmet zorunda kalabilir.bunu göz ardı etmemesi gerekir.Öncelikle insanların seviyelerine inebilmelidir.

2-Karşısında ki en azılı bir kafir de olsa onu ürkütmemeye özen göstermelidir.onu kazanmaya gayret etmelidir.
3-Davet esnasında peşin fikirli olmamalı,aceleye kapılmamalı,kızmamalı ve teeni ile hareket etmelidir
4-davet esnasında muhatabının maddi manevi fedakarlıktan kaçınmamalı..
5-Davetçi tereddüt ve şüphheye yer verecek şekilde karanlık yollradan değilde,berreak bir şekilde önden yaklaşmalı ve onun güvenini kazanmalıdır...
, Rabbim yar ve yardımcımız olsun..





Kayıtlı
VERA'in İmzasi

Site Yöneticisi
*****
Üye Grubu : Azimli Kardeş Üye
Mesaj Sayısı : 1442
Konu Sayısı : 223
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 1068

Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #38 : 09 Kasım 2009, 15:34:27 »

GÜNCELLEME...
Kayıtlı
***
Üye Grubu : Çalışkan Kardeş Üye
Yaş : Yok

Mesaj Sayısı : 312
Konu Sayısı : 22
Dua Et : ALLAH Seni Affetsin 31

Çevrimdışı Çevrimdışı

« Yanıtla #39 : 10 Kasım 2009, 03:16:36 »

                                                                           ALLAHın selamı onun Salih kullarının üzerine olsun
Kıymetli kardeşlerim sitede artık yazmayı düşünmüyordum. Nevarki hayır umdum ve bu yazımı da eklemek istedim.
            Ebu Ömer kardeşimiz…Güzel bir bölüm açılmış daha önce ALLAH razı olsun kardeşlerimden.Bir kaç soruda biz soralım inşeALLAH..
1-Tebliğde tedricilik varmıdır? Diyorsunuz.
          Tebliğ: Bu konu hakkında yazımızın başında detaylı açıklamayı yaptık inş. Bu duyurmaktır. Aslına bakarsanız soru pek doğru olmamış: şöyleki: Tebliğ ALLAHı Onun Rasulünü Kitabı Hak olduğunu Ve Bundan başkasının batıl olduğunu işittirmek (duyurmaktır) Bunda bir tedriciliğin olması mümkün değildir. ALLAHı önce Rasulü sonra ve sonra Kitabımı haber vereceğiz.? Bu düşünülemez. Şu halde tebliğ için tedricilik şeklinde bir hadise düşünülemez. Zira duyurulan şey birbirinden ayrılmaz olan şeylerdir. Herhangi bir tedriciliğe gitmeye gerek yoktur ve nede caizdir.
          2-Davette önce LA kavramı demek mi? gerekir.. diyorsunuz.
          Bu ise tamamen yanlış bir ifadedir. Çünkü la kavramı yada benim ifademle yukarıda tebliğ bahsinde açıkladığım şekli ile tebliğ kapsamına girmektedir. La kavramı tebliğin tanımı içinde zaten mevcuttur.
          İslami literatürde tebliğ:
          Bu ise lailahe illALLAH sözünün karşılığıdır. Tebliğin içeriği iki şahadeti ikrarı ve mahiyetini duyurmaktır. Sözümüzün başında böyle ifade etmemiştim çünkü okuyucunun anlamasını murad ettik ve bunu şöylece şerhederek ve herkesin anlayacağı dilde ve mahiyette söyledik… şöyleki. DAVET ve TEBLİĞ kavramları kullanıdıkları yere göre bazı hükümler içermektedirler. Bu hükümler benim  katımda oldukça mühim olan hükümler olmasına rağmen  ben bu yönünü ele almayıp sadece tanımları ile ilgili kısımlara değinmeye çalışacağım.
                 
                    TEBLİĞ: Bir şeyi muhatabına DUYURMAKTIR.   
                    TEBLİĞ DUYURUSUNUN İSLAMİ LİTARATÜRDEKİ AÇILIMI: Tebliğ; ALLAHın var ve bir olduğunu, Ondan başka İlah ve Rab olmadığını, Onun Rasulünü (hz MUHAMMEDi, ve ALLAHın Kitabını .muhataba duyurmaktır.  Şeklinde ifade ettik. İşte bu ifademiz sizin, 2-Davette önce LA kavramı demek mi? Gerekir.. sorunuzun cevabını oluşturmaktadır.Ancak buradaki yanlış olan ifade: davette sözüdür. Bu yanlış bir ifadedir. Zira soru tebliğde kelimesi ile ifade edilmelidir. Eğer tebliğde sözünü kullanacak olursak zaten cevabını vermişiz.  Evet önce lailahe … tebliğ edilir. Ve yine bu olmadan davetten söz etmek mümkün değildir.
          Sorularınızı şöyle sıralamak ve tertip etmek gerekmektedir.
          1-Tebliğde tedricilik varmıdır.? Ki bunun cevabını verdik. Yoktur. ALLAHüâlem inş
          2-Davette öncelik nedir. Bu soruya gelince:
           Davette öncelik:
           A-çok kısa ve öz ifade etmeye çalışacağım. Eğer tebliğ ulaşmış olan kimse daha önce hiç İslam’a girmemiş bir kâfir ise, ve tebliğe icabet etmiş ise böylesi kimseler için üzerlerine faz olanları sırası ile öğretmektir ki bu davetin kapsamına girer. Abdest ve namaz ile başlar ve hulasa devam eder.
          B- Şayet tebliğin kendisine ulaşan kimse önceden Müslüman olmuş kimse ise ki bu kimse İslam’ı kabul etmiş kimsedir.: Böylesi kimseler için yine abdest ve namaz ile başlayıp hulasa devam eder.
(a)   Ancak burada ayrılması gereken birkaç husus vardır. Eğer ki bir Müslüman İslam’ın açık ve sarih naslarında beyan edilen bir farz’ı veya vacibi terk ediyorsa. Böylesi için sadece onu terk ettiği Salih ameli işlemeye davet vardır. Ve yine bu Salih amel üzerine farz olduğu halde yapmıyor ve nasihat’i dinlemiyor ve davete kulak asmıyor ise kendisi İslami kurallar ve hukuk dairesinde zorlanır. Ve amele dönmesi sağlanır. Ancak bunun uygulamadaki bazı şartları vardır konumuz dışında kaldığından değinmiyoruz. Ve yine eğer kendisine haram olan bir haramı işlerse durum yukarıdakinin aynıdır. Ve ceza gerekir. Ceza için ise cezai müeyyidelerin uygulanabileceği bir zeminin var olması gerekmektedir. Size farklı gelebilir belki ama işte davetin hakikat’i budur.
(b)   Bundan başka bir durum daha söz konusudur ki oda şudur.
Eğer ki bir Müslüman ile diğer bir Müslüman ihtilaf etmişlerse bu hal ilim ehline arz edilmelidir. Zira daveti açıkladığımız şekli ile yavan bırakacak olur isek bu husus bilinmez ve Müslümanlar arasında ihtilaflar çoğalır. Ve ummetiz.biz sitemizde olduğu gibi cedeller meydana gelir. Şahsen ben bazı uyarılarda bulunmaya çalıştım bu konu ile alakalı olarak. İhtilaf anında herkes konuşmasın dedim. Ve bunu söylememe rağmen sert mizaçlı ya da şu ve buna benzer isimlerle adlandırıldım. Böylece uyarılarımız sanki bir tarafın uyarısı imiş gibi algılandı. Ben bunları bir taraf olarak değil bir hakikat olarak vurgulamak istemiştim. Ve nasihatimiz dinlenmedi böylece ilim cehalete, cehalet ise hakka ve ilme dönüştü.
          Biz şunu deriz. İhtilaf olduğunda herkes susmalı ve ilim ehli konuşmalıdır. Site sakinleri tarafından Davet ediyorum mantığı içerisinde yapılan şeyler ya cahilce sözler hak olmuş ya hak batıl yahut birinin diğerini tekfirine vardırılmıştır. Böylece Müslümanlar arasında sen yanlışsın bende doğruyum. Sen batılsın ben hakkım. Sen çirkinsin ben güzelim.  Olmuştur.
         Bundan sonra: DAVET: Hakkında ilim sahibi olmadığın şeyi başka bir Müslüman’a dayatarak konuşmak değildir. Burası önemli. İlim ehli isen konuş değil isen sus noktasıdır. İşte vurgulamak istediğimiz ve burada başka bir durum daha vardır dediğimiz şeyin aslı bu noktadır.
          ALLAH cc nun  “bilmiyorsanız ilim ehline sorunuz” buyruğu davet  ve davetçinin ilmi ile, ilim ehli ve ilminin ayrıştığı yerdir. İhtilaf olunan şeyi sadece konuya vakıf olan ilim ehli konuşur ve ona davet eder. Cahil olan ise susar ve sadece tabi olur.
(c)   Davetçinin konuşacağı saha:
          Davetçi yalnızca açık ve sarih anlamı herkesçe bilinen fazlar ve haramlar hakkında konuşabilir. Misal: namaz farzdır kılınız. İçki haramdır içmeyiniz.
            Eğer davetçi olan kimse ilim ehlinden olan bir kimse ise: Böyleleri naslarda ( ayet ve hadislerde delillerde) kapalı ve yalnızca ilim ehlinin ve ilim talebesinin anlayabileceği yerlerden de bahsederek davetini ulaştırır.
              Diğer bir soruda ise şöyle denilmektedir.
             3-Her tebliğci davetçi olabilir mi?
              Evet her tebliğci davetçidir. Ancak yukarıda izahınında bulunduğumuz şekli ile
           Bir diğer soruda ise:     
            Davetçide bulunması gereken başlıca özellik ne olmalıdır? Denilmektedir.
             Ben bu konuda sözü fazla uzatmadan nasihat edip bitireceğim inş.
             Davetçinin özellikleri ve davetin nasıl yapılması gerektiği ile alakalı çok güzel eserler vardır 2 tl verin alın ve oradan detaylıca okuyuz. Net başında bu konu için ömrünüzü heder etmeyiniz.  Bir hakkımız varise bizden yana helal olsun. Sizlerde hakkınızı helal ediniz. Vesselam veddua inş
              ALLAHın selamı onun Salih kullarının üzerine olsun


Kayıtlı
Halid'in İmzasi

Bizler biat edenleriz MUHAMMED(sav )e. Kıyamete kadar cihad etmek üzere.
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: